Merhaba,

Sizlere daha iyi hizmet saglayabilmek için, tecrübelerimi sizlerle paylasmak ve sizden gelen soruları cevaplamaktan mutluluk duyacagım. Saglık dolu günler dilerim.

Doçent Doktor Kadir Eltutar

Göz Hastalıkları Uzmanı

Göz Anatomisi [video]

Göz Anatomisi


İnsan gözü gelişmiş bir kamera gibi çalışmaktadır. Net bir görme oluşması için gözün içindeki farklı dokuların uyum içinde çalışması gerekmektedir. Gözün görevi gelen ışığı elektrik sinyallerine dönüştürmektir.

Göz Küresi: 

Göz; ortalama 2,5 cm çapında küre şeklindedir. En dışta, beyaz sklera tabakasının tam ortasında saat camı şeklinde kornea (1) tabakası bulunur. Orta tabakayı teşkil eden uvea 3 bölümden oluşmuştur: - önde gözün rengini veren iris (4), - ortada corpus ciliare, - geride ise gözün büyük bölümünün beslenmesini sağlayan koroidea. En iç tabaka ise görme olayının başlangıcını meydana getiren retinadır.

Sklera'yı konjonktiva adındaki 2 katlı saydam, sümüksü bir zar sarar. Kornea ile iris arasında 2.5 mm. derinliğinde içi aköz hümör adındaki saydam sıvı ile dolu ön kamara ( 2), iris ile lens (3) adını verdiğimiz göz içi merceği arasında yine aköz hümör ile dolu arka kamara adındaki odacıklar mevcuttur. Lensin arkasındaki saydam vitreus gözün 3/4> ünü doldurur, küreye şeklini verdirir. En arkada, retinadaki görmeyi beyine iletecek olan optik sinir başı bulunur.

GÖRME FİZYOLOJİSİ

Gözün en iç tabakası olan retinanın fonksiyonu ışık enerjisi olarak kendine sunulan bilgiyi, beyin tarafından kabul edilebilecek elektrokimyasal enerjiye dönüştürmektir. Retina bu işlevi yerine getirecek çeşitli hücre tabakalarından oluşmuştur. Retinanın ana fonksiyonel komponentleri fotoreseptörlerdir. Fotoreseptörler karanlıkta görmeden sorumlu rod ve aydınlıkta görmekten sorumlu koni isimli hücrelerden oluşmuşlardır. Retinada yaklaşık 120 milyon rod, 8 milyon koni bulunur. Rod ve konilerin dış bölümlerindeki çeperleri boyunca vitamin A’nın bağlanmasına özel bir protein bulunur. Vitamin A dış bölüme girerek bu proteinle birleşir. Yeni oluşan bu molekül ışığa duyarlı bir yapıya sahiptir. Işığın retinadaki fotoreseptörleri etkilemesi ile vitamin A ile protein molekülü arasındaki bağ kopar. Bu sırada oluşan fotokimyasal enerji görme siniri aracılığı ile beyine iletilir. Beyinde değerlendirilen bu enerji görüntü olarak algılanır.

İNSAN GÖZÜNÜN OPTİK SİSTEMİ

İnsan gözü bir çok yönüyle bir fotoğraf makinasına benzetilebilir. Bu şekilde düşünürsek; fotoğraf makinasının mercek sistemi kornea ve lens, diyafram kısmı iris ve pupilla, filmi ise retina’ya karşılık gelir.

ŞEMATİK GÖZ

Gözün optik sisteminin değerlendirilmesi için, belli standart değerleri olan şematik göz geliştirilmiştir. Şematik gözde;

• Kornea kalınlığı: 0,5 mm

• Ön kamara derinliği: 3,1 mm

• Lens kalınlığı : 3,8 mm

• Lens arka yüzü ile retina arası 17 mm’dir.

Bu daha basite indirgenerek şematik göz oluşturulmuştur. Burada;

• Ön arka uzunluk 23 mm

• Ön fokal uzaklık 17 mm

• Nodal nokta - retina arası 17 mm’dir.

Göz Kapakları: 

Gözü dış ortamdan koruyan kısımdır. Kapakların yapısındaki kaslar kırpma refleksi ile kapağın periyodik hareketini Sağlar. Gözyaşı bezinden salgılanan gözyaşının, kapakların hareketi ile silecek görevi yaparak gözün ön kısmındaki tabakaların kurumasını önler ve temizlenmesini sağlar.

Bu elektrik sinyalleri, görme siniri ile beyne taşınır ve beynin arka bölümünde görme haline dönüşür. Işığın izlediği yola göre gözü oluşturan yapılar;

Kornea

En öndeki şeffaf yapıdır ve yüksek kırıcılığa sahiptir. Gözlük ve kontakt lenslerden kurtulmak için yapılan lazer cerrahisi korneaya uygulanır.

İris

Gözün rengini verir. Fotoğraf makinesi diyaframı gibi çalışır; pupil yani göz bebeği küçülüp büyüyerek gözün içine daha fazla ya da az ışık girmesini sağlar.

Kornea ile iris arasındaki boşluk ön kamaradır ve aközle doludur. Aköz su gibi berraktır ve göze basınç verir. Aközün yapımında ya da göz dışına boşalımında bozukluk olursa göz içi basıncı artar ve glokom dediğimiz hastalık ortaya çıkar.

Lens

Lens, ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlar. Cisimlerin uzakta ya da yakında olmasına göre fokus yapmak için şekil değiştirir ve buna akomodasyon (uyum) denir. Yaşla birlikte bu akomodasyon özelliğini kaybetmeye başladığından, yakını görememe (presbyopi) şikayetleri başlar. Yakın gözlüklerine ihtiyaç duyarız. Lensin şeffaflığını kaybetmesine katarakt denir.

Vitreus

Vitreus gözün içini dolduran yumurta akı gibi bir yapıdır. Şeffaf olan vitreus başlangıçta retinaya yapışıktır; ancak, yaşlanmayla birlikte jel özelliğini kaybeder ve retinadan ayrılır. Yapısı bozulmuş jeldeki küçük kümeleri ve lifleri, gözümüzün önünde uçuşan sinekler, gri-siyah noktalar ya da saç telleri olarak algılarız. Bazı durumlarda ise, uçuşan sinekler ya da saç tellerinin görülmesi, retina tabakasında yırtık ya da retina dekolmanı (ayrışma) gibi ciddi durumların belirtisi olabilir. Dolayısıyla bu gibi durumlarda, en kısa sürede göz bebeklerinin genişletilerek bir göz muayenesinden geçmek gerekmektedir.

Retina

Işık, vitreustan geçtikten sonra göz kürenin içini kaplayan sinir tabakasına yani retinaya gelir. Retina kameradaki film gibidir. Gelen ışık fotoreseptör tabakada elektrik sinyallerine dönüştürülür. Çomakları içeren fotoreseptörler loş ışıkta görmemizi sağlarken, konları içerenler keskin ve renkli görmemizi sağlarlar. Retinanın merkezindeki bölgeye makula denir. Makulada çok yüksek oranda konları içeren fotoreseptörler olduğundan, keskin ve renkli görmemizi sağlar. Yaşa bağlı makula dejenerasyonu yani ‘sarı nokta’ hastalığı bu bölgeyi tutarak merkezi görmeyi tahrip eder.

Görme Siniri

Retinada oluşan elektrik sinyalleri görme siniri ile beyne taşınır ve beyinde görsel imajlara çevrilir. Görme siniri yaklaşık 1 milyon sinir lifini içerir. Glokomda, göz içi basınç artışına bağlı olarak görme siniri zarar görür.

0 yorum:

Yorum Gönder

Ziyaret Eden Kişi Sayısı

Translate